halit
Foruma hoşgeldiniz

Foruma üye olunuz..
halit

Şifalı bitkiler, bitkisel tedavi, bitki, bitkisel formuller, fitoterapi, Otacı,
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Ankilozan Spondilit

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Ankilozan Spondilit   13/1/2008, 16:15

Ankilozan Spondilit

--------------------------------------------------------------------------------

Ankilozan Spondilit (AS) nedir ?

AS ağrılı, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Temelde omurgayı etkilemekle beraber, diğer eklemleri, kiriş ve bağları da etkileyebilir. Bazen göz, akciğer, barsak ve kalp tutuluşu da görülebilir.

Omurga

Omurga, 24 omur ve bunlar arasındaki 110 eklemden oluşur. Omurgada 3 bölüm vardır : 7 boyun omuru, 12 sırt omuru ve 5 bel omuru. Boyun bölgesi çok hareketlidir. Sırt bölgesinde her bir omur, iki yandan kaburgalarla birleşir. Bel bölgesinin alt kısmında yer alan sakrum kemiği, leğen kemiği içinde yuvalanmıştır. Sakrum ve pelvis kemikleri arasında her iki yanda yeralan eklemler sakroiliak eklemler olarak adlandırılır. Işte bu eklemler AS?in ilk başladığı bölgedir.

AS?in nedeni nedir?

Tam olarak bilmiyoruz. Araştırmalar, AS hastalarının %96 sında benzer genetik hücre işaretleyicileri (HLA-B27) nin bulunduğunu göstermiştir. Olasılıkla, normalde zararsız olan bazı mikroorganizmalar, HLA-B27 ile ilişkiye girmektedir. Bazı barsak ya da idrar yolları hastalıkları AS in ortaya çıkmasını tetiklemektedir. Bazen, belirtiler yatak istirahati (sözgelimi trafik kazasını izleyen istirahat) döneminden sonra da ortaya çıkabilir.

Reiter sendromu olarak bilinen hastalık da AS e yol açabilir. Reiter sendromunda gözde yangısal tutuluş (irit, üveit, konjunktivit), dış idrar yolu yangısı (üretrit) ve büyük eklemlerde daha sık olmak üzere eklem tutuluşları görülür.

AS de ne olmaktadır ?

AS?de ilk tutulan bölge sıklıkla leğen kemikleridir. Buna farklı zamanlarda bel, göğüs kafesi ve boyun bölgeleri tutuluşları eklenir. Bu bölgelerde, kiriş ve bağların kemiğe yapıştıkları yerde ortaya çıkan yangı temel bozukluktur. Bu yapışma yerlerinde aşınmalar meydana gelir. Yangı yatışırken, iyileşme sürecinde yeni kemik oluşumları ortaya çıkar. Kiriş ya da bağlardaki elastik dokuların yerine kemik dokusunun geçmesiyle, harekette azalma olur. Yangısal olayın tekrarlamaları sonucunda kemik oluşumları artar ve omurga kemikleri kaynaşarak bütün bir hal alırlar ve bu da hareketlerin kısıtlanmasıyla sonuçlanır. Hastalığın başlangıç dönemlerindeki hareket kısıtlılığının nedeni, ağrı ve kas kasılmalarıdır ve bu dönemde ilaç kullanımı ile düzelir. Ancak, ileri dönemdeki kemiklerdeki birleşmeden sonra ortaya çıkan hareket kısıtlılığı geriye dönmez. Bunun engellenebilmesi ya da yavaşlatılabilmesi için, egzersizlerin düzenli olarak yapılması şarttır.

AS ile spondiloz (kireçlenme) aynı şeyler midir?

Hayır. Bu ikisi birbirinden tamamen farklı hastalıklardır. Spondiloz, omurganın aşınmasıyla ilişkili bir hastalıktır ve sıklıkla yaşlı kişilerde görülür. AS ise, yeni kemik oluşumları ve kemiklerin kaynaşmasıyla birlikte giden, daha çok genç yaşlarda başlayan, yangısal bir hastalıktır.

AS yaygın bir hastalık mıdır ?

İngiltere?de 200 erkekte 1 ve 500 kadında 1 sıklığında görülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri?nde yaklaşık 1000?de 1 olarak bildirilmektedir.

AS kimlerde görülür ?

Erkekler, kadınlar ve çocuklarda görülebilir. Erkeklerde, kadınlardan yaklaşık 3 kat daha fazla görülmektedir. Tüm yaşlarda başlayabilir. Genellikle 20?li yaşlarda (ortalama olarak 24-26 yaşında) başlamaktadır. Ancak, belirtiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir. 40 yaşından sonra başlangıç nadirdir.

Erkek, kadın ve çocuklarda AS farklı mıdır ?

Evet. Aralarında bazı küçük farklılıklar vardır.

Erkekler : Leğen kemikleri ve omurga sıklıkla tutulur. Göğüs kafesi, kalça, omuz ve ayak eklemleri de tutulabilir.

Kadınlar : Genellikle kabul edilen görüş, AS?in kadınlarda çoğu kez erkeklerden daha hafif seyrettiğidir. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıyla, tanı konulması arasında geçen süre, kadınlarda (5 yıl) erkeklerdekinden (3 yıl) daha uzundur. Omurga tutuluşu genellikle erkeklerden daha az şiddetlidir. Leğen kemiği, kalça, el ve ayak bileği eklemleri daha sık tutulur. AS, doğurganlık yeteneği, gebelik ve doğumda herhangi bir sorun yaratmaz.

Çocuklar : 11 yaşının altındaki çocuklarda AS belirtileri görülmesi nadirdir. Tipik olarak diz, ayak ve ayak bileği, kalça eklemleri tutulur. Nadiren bel ağrısı olur. Gençlerde kalça tutuluşu şiddetli seyredebilir ve bu hastalarda yetişkin yaşlara varıldığında kalça protezi gerekebilir.

AS in belirtileri nelerdir?

Tipik belirtileri şunlardır :

Haftalar ya da aylar içinde yavaş yavaş artan bel ağrısı ve sertlik.
Gün içinde hareket etmekle ya da egzersizle azalan sabah sertliği ve ağrısı. Egzersizlerden sonra daha iyi, istirahatten sonra daha kötü hissedilmesi (mekanik karakterli bel ağrılarının tersine ? sözgelimi bel fıtığı-).
3 aydan uzun süredir belirtilerin varlığı.
Özellikle erken dönemlerde, kilo kaybı.
Yorgunluk.
Ateş ve gece terlemesi.
Tipik belirtiler bunlar olmasına karşın, bazen farklı şekillerde başlangıç görülebilir. Belde belirgin bir ağrı olmaksızın, kaba etlerde bazen bir tarafta, bazen diğer tarafta değişici şekilde ağrı ile başlaması da sıktır. Bu ağrı bele, uyluğa yayılım gösterebilir. Bazen de yalnızca topuk ağrısı, göğüs ağrısı ile başlayabilir.

Sabahları daha kötü oluyorum

Bu beklenen bir şeydir. Hastalığın tipik özelliklerinden biri, gecenin geç ve sabahın erken saatlerinde ağrı ve sertliğin belirgin olması ve gün içinde hareket ya da egzersizlerle düzelmesidir. Benzer şekilde sinema ya da tiyatroda uzun süre oturduktan, ya da uzun süre araba kullandıktan sonra ağrı ve sertlikte artma olabilir.

AS öteki eklemleri etkiler mi ?

Evet. AS bazen, kalça, diz, ayak bilekleri ve omuzda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Topuklarda ağrı görülebilir. Az sayıda hasta çene eklemi de etkilenebilir.

AS öteki organları etkiler mi ?

Evet. Bazen göz, kalp, akciğerler ve böbrekleri etkileyebilir. Bunlar yaşamsal sorunlar yaratacak etkiler değildir ve daha kolay tedavi edilebilirler.

AS gözü nasıl etkiler ?

AS gözün bazı bölümlerinde yansısal olaya neden olabilir. Bu durumda genellikle ilk belirti, görmede hafif bulanıklaşmadır. Ama, kızarık bir gözle birlikte keskin bir acı da temel belirti olabilir. Kalıcı hasar oluşmaması için hemen tedavi edilmelidir. Bu durumda bir göz doktorundan yardım almak ve ona AS hastası olduğunuzu belirtmek yerinde olacaktır. Göz doktorunun vereceği göz damlaları yangıyı kısa sürede azaltacaktır. Yangı dirençli ise, bu damlaları uzun süre kullanmak gerekli olabilir.

AS kalbi nasıl etkiler ?

AS de bazen kalp hafif derecede etkilenebilir. Hastaların çoğunda o kadar hafiftir ki, ortaya çıkarmak zordur. Kalp kapakları ve ileti sisteminde bozukluk ortaya çıkabilir. Ancak, bunlar genellikle hastalarda herhangi bir sorun yaratmaz.

AS akciğerleri nasıl etkiler ?

Göğüs kafesi eklemleri ve kaslarını etkileyerek, özellikle soluk alıp verme, öksürme, aksırma, esneme, ıkınma sırasında ağrıya neden olabilir. Akciğerlerin tamamen havalanmasında bozulmaya yolaçar. Bazan akciğerlerin iç yapısında da tutuluşa neden olabilir. Bu nedenlerle, AS?te solunum egzersizleri çok önem taşır.AS?in geç dönemlerinde göğüs duvarı tamemen hareketsiz hale gelebilir ve akciğerlere hava giriş çıkışı etkilenebilir. Bunun anlamı, solunumun durması demek değildir. soluk alıp verirken, diyafram kası sürekli çalışır ve karnınız hareket eder. Aşırı yemek ve kalın giyinmek solunum için gereken çabayı arttıracağından, bunlardan kaçınmanız sizi daha rahat ettirecektir. Sigara içmemek çok önemlidir. Sigara içilmesi solunumu zorlaştıracağı gibi, ciddi göğüs hastalıklarına da neden olabilir.

AS böbrekleri nasıl etkiler ?

Az sayıdaki, ileri AS?li bazı hastalarda böbreklerde amiloid adı verilen bir proteinin birikmesi sonucunda böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir. Steroid yapıda olmayan yangı giderici ilaçlar da uzun süreli kullanımda bazı böbrek sorunlarına yol açabilir.

Başka etkiler var mıdır ?

Kilo kaybı, hafif ateş, yorgunluk, kansızlık ve bazen depresyon görülebilir. İyi beslenmeli ve istirahat etmelisiniz. Kansızlık için gerekirse doktorunuz size uygun ilaçları verecektir.

AS li hastalarda görülebilen önemli bir sorun da osteoporoz dur. Osteoporoz, kemiklerin yoğunluğunun azalması ve daha gözenekli hale gelmesiyle karakterli bir hastalıktır. En önemli sonuçları ise, omurlar ve kalça başta olmak üzere kolay kemik kırıklarının ortaya çıkmasıdır. Tanı için bazı laboratuvar incelemeleri ve kemik yoğunluğu ölçümü gereklidir. Tedavide, hekiminizin uygun göreceği ilaçlar ve düzenli yapacağinız egzersizler yararlı olacaktır.

AS herkesi aynı şekilde mi etkiler ?

Hayır. AS çok değişken bir hastalıktır. Birbirinin aynı olan iki AS olgusu yoktur. Bazı hastaların neredeyse hiç yakınması yokken, bazılarının çok önemli derecede yakınmaları olabilir.

Buna karşın, açıkça bilinmelidir ki egzersiz yapan hastaların durumu, egzersiz yapmayanlardan çok daha iyidir.

Ameliyat olmam gerekecek mi ?

Büyük olasılıkla hayır. Bu hastalığın tedavisinde cerrahi girişimler pek az yer tutar. AS?li hastaların yaklaşık %6?sı kalça protezine gereksinim duyar. Bu protez sayesinde hastanın eski hareketliliğine kavuşması önemli ölçüde başarıyla sağlanır ve hasarlı eklemden kaynaklanan ağrı ortadan kalkar. Omurgalarında aşırı kamburluk ortaya çıkan pek az sayıdaki hastada, bu durumun düzeltilmesi için cerrahi girişim uygulanması gerekebilir.

AS yaşamı tehdit eder mi ?

AS, hemen hemen hiçbir zaman yaşamı tehdit etmez.

Hastalık çocuklarımda ortaya çıkar mı?

Hasta olan baba ya da annenin HLA-B27 genini çocuklarına iletme olasılığı %50?dir. Ancak, bu geni taşıyan herkeste AS ortaya çıkmaz.

Siz hastaysanız, çocuğunuzda AS gelişme olasılığı %10; eğer çocuğunuzda HLA-B27 geni varsa %20?dir. Hasta dede ya da nineden toruna AS hastalığının geçme olasılığı ise %5?tir.

Eğer çocuğunuzda erken AS bulguları gelişirse, bu konuda uzman bir doktora danışmanız yerinde olacaktır.

AS ile birlikte olan başka hastalıklar var mıdır?

Psoriazis (sedef) adı verilen hastalık AS ile birlikte olabilir. Psoriaziste vücut derisi ve saçlı deride pullanmalar vardır. Psoriazis bazen farklı şekillerdeki eklem tutuluşlarına da yol açabilir. Klamidya adlı bir bakterinin yol açtığı ve cinsel ilişkiyle bulaşan bir enfeksiyon hastalığı olan nonspesifik üretrit olarak bilinen hastalık bazen Reiter sendromuna yol açabilir. Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı da AS ile ilişkilidir, ancak nedenleri bilinmemektedir. Bu iki hastalığın belirtileri kanlı ishal, ateş, kilo kaybı ve bazı hastalarda çevresel eklem tutuluşudur.

Kendimde AS olup olmadığından nasıl emin olabilirim ?

AS tanısı klinik bulgular eşliğinde, röntgen incelemelerinde karakteristik görünümlerin saptanmasıyla konur. Ancak, bazen başlangıçta röntgen bulguları henüz görülmeyebilir. Tanı koymada kan testleri pek yararlı değildir, ancak bu testler hastalığın aktivitesinin ve gidişini izlemede yararlıdır.

AS?in şifası var mıdır, tamamen iyileşir mi ?

Ne yazık ki hayır. Steroid olmayan yangı giderici ilaçlar ağrıyı azaltırlar, rahat bir uyku ve genel iyilik sağlarlar. Ancak, ilaç kullanmak tedavinin sadece bir bölümüdür. Uygun egzersizlerin yapılması AS tedavisinde çok önemli bir yer tutar. İlaçlar bu egzersizleri ağrısız olarak yapabilmenize yardımcı olur. Unutmayınız ! Tedavinin temeli egzersizlerdir.

Bu hastalık nasıl sonuçlanır, ne olurum ?

AS tüm hastalarda aynı gidişi izlemez. Hastadan hastaya farklılıklar gösterebilir. Genellikle, belirtiler yıllar boyunca gelir ve gider, çeşitli aralıklarla tekrarlar. Klasik olarak önce bel bölgesi sertleşir, sonra bu sertlik omurga boyunca yukarı doğru boyun bölgesine dek ilerler ve omurganız öne eğik bir şekilde hareketsiz kalır. Uygun tedavi edilmeyen bir hastada gelişecek klasik vücut pozisyonu, kalçalar ve dizlerde bükülme, omurgada (bel, sırt ve boyunda) hareketsizlik, sırtta kamburlaşma ve bombe bir karın şeklindedir. Bu kötü vücut pozisyonu, kötü görünüm yanısıra, günlük yaşamınızda birçok sorunla karşılaşmanıza neden olur. Eğer vücut pozisyonunuza özen gösterir, egzersizlerinizi düzenli olarak yapar ve önerilere uyarsanız ciddi sorunların önüne geçebilirsiniz.ORMAL BİR YAŞAM İÇİN

Eğer hastalığınızın gerekirdiği şeyleri iyi bir şekilde yaparsanız, günlük yaşantınızı normal bir şekilde sürdürebilirsiniz.

İş Hayatı

AS?li hastaların çoğunun iş hayatı normal insanlardan pek az farklıdır. Gerçekten, büyük çoğunluğu normal sürelerde çalışırlar. Bununla beraber, iş hayatınızda dikkat etmeniz gereken şeyler vardır.

İşteyken oturma ve ayakta durma sırasında omurganızın pozisyonuna özel dikkat göstermelisiniz. Masa başında çalışıyorsanız, doğru vücut pozisyonu için masa ve sandalyenizin yüksekliğini ayarlamalı, öne doğru eğik oturmamalısınız. Uzun süre oturmamalı ya da ayakta durmamalısınız. Eğer uzun süre aynı pozisyonda durmanız gerekirse, olabildiği kadar sıkça eklemlerinizi hareket ettirmeli ve esnetme hareketleri yapmalısınız. Yorucu işlerde çalışanların zaman zaman istirahat etmeleri yerinde olur. 20 dakika kadar sırtüstü ya da yüzükoyun yatmak, omurganın öne eğik pozisyonunu engellemek için çok yararlıdır. Hastalığınız ve işiniz birbirini kötü yönde etkileyen özellikler taşıyorsa, işiniz ya da çalışma koşullarınızda değişiklik yapmak gerekli olabilir.

Spor

AS?li olmanız fiziksel aktivitelerinizde önemli değişiklik yapmaz. Günde en az bir kez solunum egzersizlerini yapmak oldukça yararlıdır. Yüzme sizin için çok yararlı bir spordur. Yüzmenin tüm kaslarınız ve eklemleriniz üzerinde, yerçekimsiz yatay pozisyon nedeniyle, çok yararlı etkileri vardır. Solunum kapasitesini arttırıcı etkisi de çok önemlidir. Futbol, güreş, karate, voleybol, basketbol gibi sporlardan kaçınmanız daha doğrudur. Eklemlerinizi korumak için, tüm aktiviteleriniz sırasında kullanacağınız ayakkabıların tabanı, darbe emici özellikte olmalıdır.

Otomobil kullanmak

Uzun süre otomobil kullanmak ağrı ve sertlikte artmaya neden olabilir. Uzun yolculuklarda sık sık yürüyüş molalaro vermek çok önemlidir. Otomobil sürerken, uygun pozisyonunuzu korumak için belinize ve/veya kalçanızın altına küçük bir yastık yerleştirin. Koltuk başlığının da uygun pozisyonda olmasına özen gösterin. Eğer boyun hareketleriniz kısıtlıysa, ek aynalar kullanmanız görüş alanınızı arttırmak için yararlı olabilir.

Cinsel yaşam

AS normal koşullarda cinsel yaşamınızı bozmaz. Ancak yine de, kalça sorununuz varsa, omurga şekliniz önemli derecede bozulmuşsa ya da hastalığın alevli dönemindeyseniz, daha rahat ve doyurucu pozisyonlar bulmanız gerekebilir. Eğer yorgunluk sorun yaratıyorsa, aktivitelerinizi planlamanız ve düzenlemeniz gerekecektir. Bu sorunları eşinizle konuşmanız, sizi daha iyi anlamasını sağlayacaktır. İyi bir cinsel yaşam için iyi bir iletişim ve olayların gülünç yönünü görebilme yeteneği çok önemlidir.

Gebelik

Genellikle bilinen, gebeliğin AS?de bir problem olmadığıdır. Gebelik nedeniyle hastalıkta alevlenme ya da gerileme ortaya çıkmaz. Eğer ciddi kalça sorunu varsa, sezaryen ile doğum gerekli olabilir. Gebelik süresince bebeğin büyümesi, omurganın eğilmesine ve ayakta dururken ağrıda artmaya neden olabilir. Ağırlığı omurga üzerinden alıp yayan gebelik desteklerinin kullanılması yardımcı olabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ve son 4 haftasında yangı giderici ilaçların bırakılması uygundur. Emzirme döneminin sona ermesine kadar da, ilaç kullanımına yeniden başlanmaması iyi olur. İlaç kullanmak yerine, egzersiz programınızı arttırmayı deneyebilirsiniz. İlk 12 haftadan sonra, gebelik normal seyrediyorsa ilaç kullanmak yerine sıcak su havuzlarında yapılacak su banyolarının uygulanması yardımcı olabilir.AZIRATİK ÖNERİL

Pozisyon

Tüm gün boyunca ve gece, uygun vücut pozisyonunu korumalısınız. Kötü pozisyonda durmak hastalık nedeniyle kötü vücut pozisyonunun yerleşmesine neden olabilir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya ve vücudunuzu sürekli dik pozisyonda tutmaya özen göstermelisiniz.

Kaynak: Dr Kazım ÇAPACI
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:44

ANKİLOZAN SPONDİLİT
Doç.Dr.Cengiz KIRMAZ

Ankilozan Spondilit (AS) sebebi belli olmayan, öncelikle omurgayı tutan ayrıca da omuz eklemi, kalça eklemlerini tutabilen bir hastalıktır. Bu hastalığın en önemli özelliği tutulan eklemlerde hareketlerde kısıtlılık yapan, eklem aralarında daralma ve ardından da yapışma ile seyreden bir hastalık olmasıdır. Hastalık kadınlarda da görülürse de özellikle 20-40 yaş arasındaki erkeklerde daha sıktır. Bu hastalık bazı doku tiplerini taşıyan kişilerde oldukça sık görülmektedir. Özellikle HLA-B27 denilen doku tipi taşıyanlarda taşımayanlara göre çok daha fazla görüldüğü bilinmektedir.


Hastalığın görülme sıklığı:
Hastalık HLA-B27 doku tipi ile oldukça sıkı ilişkili olduğu için HLA-B27 doku tipini sıklıkla taşıyan toplumlarda bu hastalık oldukça sık görülür. Örneğin, Kanada? da HLA-B27 doku tipi sıklığı % 50? nin üzerindedir. Bu ülkede AS görülme sıklığı da % 8 civarındadır. Ülkemizde HLA-B27 sıklığı açısından net bir rakam verilememekle birlikte, % 1 civarında olduğu ve dolayısıyla hastalığın da % 1? den daha az bir sıklıkta görüldüğü söylenebilir. Aile çalışmalarına bakıldığında da HLA-B27 doku tipi taşıyan AS? li bir hastanın yakınında AS görülme riski % 20 civarındadır. Ancak hastalıkta sadece HLA-B27 doku tipine sahip olmak suçlanamamaktadır. Ayrıca birçok çevresel etkenden de bahsedilebilir. Cinsiyet açısından da bakıldığında AS erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha sık görülmektedir.

AS oluşmasında rol oynayan etkenler:

AS, HLA-B27 doku tipi taşıyan kişilerde çevresel faktörlerin ve özellikle de enfeksiyonların sonucunda oluşabilir. Esas itibari ile bazı enfeksiyon ajanları ile oluşan enfeksiyonlar sonrası bu enfeksiyon ajanlarının bazı proteinlerine karşı gelişen bağışıklık sistemi reaksiyonlarının daha sonra kişinin kendi dokularındaki proteinlerine karşı cevap vermesi ve aldırması ile oluşan bir hastalıktır.

Hastalığın sınıflama kriterleri:

3 aydan fazladır süren, dinlenme ile geçmeyen, egzersiz ile açılan bel ağrısı ve bel tutukluğu,

Bel hareketlerinin öne arkaya doğru kısıtlanmış olması,

Göğüs duvarının derin nefes alma esnasındaki genişlemesinin kısıtlanması,

Radyolojik bulgular: sakroiliak eklem denilen kalça kuyruk sokumu kemiği arasındaki eklemin tutulması.

Hastalık Bulguları:
15-40 yaş arası erkek hastada sinsi başlayan ve yavaş yavaş artan bel ağrısı, bel tutukluğu ile başlar. Tutukluk ve ağrı egzersiz ile geçer veya azalır. Göğüs ağrısı, sırt ağrısı, boyun ve omuzlarda ağrı da sıklıkla görülebilir. Hastaların hemen hemen yarısında omuzlarda veya kalçalarda tutulum olabilir. Tüm bu bulgulara ek olarak eklem dışı tutuluşlar da çok önemli olup AS? deki önemli maluliyet sebeplerindendir. % 5 kadar bir hastada kalpten çıkan büyük damar (aort) kökü tutulumuna bağlı olarak kalp kapaklarında yetersizlik sonucu kalp yetersizliği gelişebilir. Ayrıca kalpte ritim bozukluklarına yol açan tutulumlar olabilir. Bunun dışında göğüs kafesindeki genişleme kısıtlılığına bağlı akciğer fonksiyonlarında bozulma görülebilir. Hastaların dörtte birinde göz tutuluşu da gözlenebilen önemli bulgulardan biridir. Bunlar dışında bu hastalarda barsak tutuluşuna bağlı hazımsızlık, aşırı gaz, ishal veya kabızlık atakları görülebilir.

Laboratuvar tetkilerinde AS için neler yapılabilir?
Beyaz ırkta spondiliti olan hastaların % 95? e kadar olan bir bölümünde HLA-B27 doku tipi saptanabilir. Sedimantasyon birçok hastada artmış olarak görülse de hastalık aktivitesi ile bir paralelliği gösterilememiştir. Ağır olgularda bir miktar kansızlık görülebilir. Akciğer fonksiyon testlerinde göğüs kafesi tutulumuna bağlı bir kısıtlanma gözlenebilir.

Radyolojik Tetkikler:
Özellikle direkt grafilerde önemli ipuçları elde edilebilir. Sakroiliak eklemlerde tek taraflı ya da iki taraflı tutulum gözlenebilir. Omurgada da çok önemli tutulum bulguları elde edilebilir. İlerlemiş vakalarda omurga kemikleri ?bambu kamışı? görüntüsü ortaya çıkar. Sakroiliak eklemlerdeki tutuluş özellikle bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans tetkileri ile çok erken dönemlerde gösterilebilir.

Tedavi:
AS? de tedavi amaçları, ağrının kontrolü, iskelet hareketliliğinin devamının en iyi şekilde sağlanması, eklemlerdeki şekil bozukluklarının önlenmesi ve yaşam kalitesinin düzeltilmesi olarak belirtilebilir. Tedavi başlangıcında mutlaka hastanın ve yakınlarının hastalık hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Çok iyi bir fizik tedavi programı ayarlanmalı ve hastanın bunu kendi başına uygulaması sağlanmalıdır. İlaç olarak non-steroid anti inflamatuvar (NSAI) ilaçlar kullanılır. Bunun dışında sülfasalazin hem eklem hem de eklem dışı bulgular için faydalı olur. Nadiren bazı vakalarda eklem içine kortizon uygulamaları gerekebilir.

Unutulmamalıdır ki, hastalar hastalığın tedavisi üstlenen hekimin kontrolünden hiç çıkmamalı, onun belirttiği tedavi ve takip rejimlerini çok sıkı bir şekilde uygulamalı, herhangi bir beklenmeyen durum görüldüğünde hızla hekimine başvurmalıdırlar

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:46

ANKİLOZAN SPONDİLİTLİ HASTALAR

ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE YAŞAMAK
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Romatizmal Hastalıklar Rehabilitasyon Birimi Çalışma Programı</SPAN>
1998 yılından beri hizmet veren birimimizde tanı koyarak izlediğimiz yaklaşık 250 hastanın çok büyük çoğunluğunu Ankilozan spondilitli hastalar oluşturmaktadır.

Birimin Amacı:
Ankilozan spondilit başta olmak üzere inflamatuvar romatizmal hastalıklarda tanı koymak, güncel tedavi yöntemlerini, egzersiz ve eğitim programları uygulamak,
Araştırmalar yapmak,
Akademik eğitim vermek,
<LI>Toplumu bilgilendirmektir.

Birimin Kapsamı: Poliklinik: Hastalar değerlendirilerek tanı konulmakta, tedavileri planlanmakta ve belirli aralıklar ile izlenmektedir.
Grup egzersizleri: 4-8 kişilik Ankilozan spondilitli hasta guruplarına, haftada 2-3 kez 4 hafta süre ile fizyoterapist gözetiminde postür, güçlendirme, solunum ve aerobik egzersizlerden oluşan program uygulanmaktadır.
Hasta eğitim seminerleri: Ankilozan spondilitli hastalar için hastalık, tanı, tedavi, komplikasyonları ve sakatlıkları engelleme ile egzersizler hakkında bilgilendirmeyi kapsayan 2 saatlik eğitim programı düzenlenmektedir.
Hasta el kitabı: "Ankilozan spondilit ve Siz" el kitabı hastaların her zaman başvurabileceği bir kaynak özelliğindedir.
<LI>Akademik eğitim: İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimi gören asistanların üçer aylık rotasyonlar halinde eğitimi yapılmaktadır.

Birimde yürütülen çalışmalar: <LI>3 adet ulusal kongre bildirisi, 7 adet uluslararası kongre bildirisi sunulmuş, 2 adet ulusal dergilerde ve 1 adet uluslararası dergilerde makale yayınlanmıştır.




Ankilozan spondilitli Hastalarda Grup Egzersizlerin Etkinliği konusunda yaptığımız uluslararası yayınımız İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından ve TÜBİTAK tarafından para ile desteklenmiş ve ödüllendirilmiştir. Aynı çalışmamız Ankilozan spondilit ve Fizik Tedavi konusundaki bütün çalışmaların gözden geçirilerek değerlendirildiği sistematik literatür gözden geçirmede en iyi derecelendirme olan A derecesi ile değerlendirilen 3 çalışmadan birisidir.
ANKİLOZAN SPONDİLİTİN TANIMI
Ankilozan spondilit (AS), öncelikle omurgayı tutan, ağrılı, şekil bozukluğu ve aktivite kısıtlanması ile sakatlığa neden olan iltihaplı romatizmal bir hastalıktır. AS, asıl olarak omurgayı etkilemesine rağmen, kalça eklemi daha sıklıkla olmak üzere, diz, el, ayak ve omuz eklemlerini tutabilir. Eklem çevresindeki yumuşak dokuları da etkiler, bu durum eklem hareketlerinin daha fazla kısıtlanmasına neden olur. AS, göz, kalp gibi bazı organları da tutabilir.
AS, yaşamı tehdit eden bir hastalık değildir. Hastalığın tanınması, uygun tedavi ve egzersiz programları ile kontrol altına alınabilir.
AS'den korkmayınız. Unutmayın ki hastaların çoğu, AS nedeniyle aktif günlük yaşamda işten ayrı kalmamaktadır. Kalp krizi, felç veya kanser riski diğer popülasyona göre daha fazla değildir.

Ankilozan spondilitin kelime anlamı
Yunanca "spondylos" omurga demektir. Spondilit omurgayı etkileyen iltihaplanma anlamına gelir. Eklem ve yumuşak dokuların her ikisinde birden görülür. Ankiloz ise iltihaplanma sonucu eklem ve çevresindeki yumuşak dokuların sertleşip ileri evrede kemikleşmesi demektir. Kireçlenmeden farklı olup, kireçlenmede, eklemlerin yaşa bağlı olarak bozulması ile yeni kemik çıkıntıları oluşumu söz konusudur.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:47

İLTİHAPLANMA YERLERİ
İltihaplanma en sıklıkta sakroiliak, omurga, kalça eklemleri ve göğüs kafesinde görülür Başta ayak topuğu olmak üzere, kasların kemiğe yapışma yerlerinde de olabilir, bu duruma "entezitis" adı verilir. Nadiren de olsa omuz hastalığa katılabilir.
ANKİLOZAN SPONDİLİTİN NEDENİ
Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Günümüzde kalıtımın önemli rolü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle genetik geçiş araştırılmalıdır. Her AS'li anne veya babanın çocuğu AS'li doğmaz. Bu genetik geçiş oranı %15 civarındadır.
KİMLERDE, NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?
En çok 20 - 40 yaşlar arasındaki genç erkekler olmak üzere kadınları ve ergenlik dönemindeki çocukları etkiler. AS, her 200 erkek ve her 500 kadının birinde görülür. Ortalama başlangıç yaşı 24 olup, erkekleri kadınlara oranla 3 kat daha sık tutar.
OMURGANIN YAPISI
Omurga, 31 omur kemiği ve 110 eklemden meydana gelir. Boyun, sırt, bel olmak üzere şekilleri ve kavisleri farklı 3 ana bölümden oluşur. En hareketli bölümü boyun kısmıdır. Sırtta her bir omur kemiği, kaburgalar ile eklemleşmektedir. AS genellikle kuyruk sokumu ve leğen kemiği arasında bulunan eklemden başlar, bele ve sırta yayılır

CİNSİYET FARKLILIĞI
Erkeklerde pelvis ve omurga çok sık tutulduğu halde kadınlarda kalça, el bileği ve ayak bileği daha sık tutulur. Omurga tutulumu daha hafif seyirlidir. Çocuklarda tipik olarak etkilenen yerler, diz, ayak bileği, ayak ve kalçalardır.

HLA-B27
HLA-B27 bir doku grubu olup, HLA-B27 (+)'liği AS'e olan eğilimi arttırır; ancak, tek başına AS tanısı koydurmaz. HLA-B27, AS'li hastaların da %96'sında (+) bulunmuştur. HLA-B27, %7 - 10 oranında normal popülasyonda da (+) olabilir. Eğer bir ailede AS varsa çocuk da %50 oranında HLA-B27 (+) olacaktır, ancak bunların 1/5'inde AS gelişir.
HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
1. Sırt, bel, kalçalarda fazla olmak üzere istirahatle ve geceleri artan hareket etmekle azalan ağrı ve sabah tutukluğu en önemli yakınımdır. Bu yakınımlar 3 aydan daha uzun süre devam etmektedir. Kalçalarda ağrı ile de başlayabilir. Genellikle uylukların arkasına yayılır (Şekil 3). Sabaha karşı olan ağrı ile uyku bölünebilir.

2. Erken dönemde kilo kaybı, yorgunluk, ateşlenme ve gece terlemeleri olabilir. Yorgunluk bir çok hastanın en önemli yakınmasıdır; hastalığın alevlenmesine veya kansızlığa bağlı olabilir. Çoğu zaman hastalığa eşlik eden depresyondan kaynaklanır.
3. Hastalık, sırtı ve göğüs kafesini tutmuşsa solunum güçleşebilir. Bu durumda ağrı sadece sırtla sınırlı kalmaz; bazı hastalar, göğüs ağrısından da yakınırlar. Bu durum da alarme edici olmalıdır. Aşırı yemek yemek ve dar giysiler, solunum için harcanan enerjiyi arttıracaktır. Sigaradan kaçınmak gerekir; bu ciddi akciğer ve göğüs enfeksiyonlarına neden olabilir.
4. Kemik zayıflaması anlamına gelen osteoporoz. Osteoporoz erken dönemde iltihap hücre ve maddelerinin salgılanmasına, daha sonra eklem hareketlerinin kısıtlanmasına bağlı olarak oluşur. Düzenli yapacağınız egzersizler kemiklerin zayıflamasını önleyecektir.
5. İleri dönemde omurga ve eklemlerdeki değişikliklere bağlı şekil bozukluğu ve kamburluk.

6. %1 olasılıkla gözde kızarma, ağrı, ışığa karşı hassasiyet olabilir. AS'li hastaların %40'ında göz iltihaplanmalarından olan iritis veya üveitis gelişebilir. İlk bulgu görme bulanıklığıdır, ama bunun yerine çok şiddetli göz ağrısı da olabilir. Böyle bir durum farkedildiğinde hemen doktora başvurulmalıdır. Bir an önce tedaviye başlamak, kalıcı hasarı önlemek açısından önemlidir (Şekil 4).
7. Sedef hastalığına benzer cilt bulguları olabilir. AS ve sedef hastalığı çok sık bir arada bulunur.
8. AS, çok nadiren kalbi tutabilir, hafif hasar yapar. Bu tutulma çoğunlukla gözden kaçar.
Uzun süren yatak istirahati veya bir araba kazası, mevcut AS belirti ve bulgularının alevlenmesine neden olabilir.


_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:48

TANI
Her sırt ağrı ve tutukluğunun sebebi AS değildir. Genç bir erkek hastada 3 aydan uzun süren istirahatle, geceleri artan ve uykudan uyandıran bel-sırt ağrısı, sabah tutukluğu, şekil bozukluğu ve kamburluk oluşumunda akla AS gelmelidir. Kesin tanı kan tahlili ve röntgen filmleri ile konur. Röntgen filmlerinde omurgada bahsedilen değişiklikler görülür. Kan tahlillerinde iltihaplanma bulguları olan sedimentasyon ve CRP'nin özellikle alevlenme dönemlerinde yükseldiği görülür. HLAB27'nin önemi ve tanıdaki yerinden yukarıda bahsedildi.
HASTALIĞIN SEYRİ
Erken dönemde tanı konup uygun tedavi ve duyarlı egzersizler uygulanmazsa hastalık fiziksel engelliliğe doğru ilerler. Boyun hareketleri nispeten daha rahattır. Tüm bölgeler etkilenmişse öne eğik, kambur bir pozisyon oluşur, gövde hareket ettirilemez, sağa sola dönüşler tüm vücut ile yapılır. Omurga ve diğer eklemlerdeki sertlik, kişinin günlük işlerini sürdürmesini zorlaştırır.
Yıllar geçtikçe hastalık daha az aktif olabilir, hatta yakınımlar tama yakın kaybolabilir.
AS'li hastaların çoğu düzenli egzersiz yaptıkları takdirde sosyal yaşamlarını aynen devam ettirdikleri gibi iş yaşamlarında da verimliliklerini sürdürürler.
AS İLE BİRLİKTE DİĞER HASTALIKLAR
1. Sedef hastalığı: AS'yi taklit eden bir hastalık olmasına rağmen tipik cilt bulguları, saçlı ve tırnaklardaki lezyonlar ile kolayca tanınır. Cinsiyet ayrımı AS kadar belirgin değildir.
2. Reiter sendromu: Bu hastalıkta eklem bulguları olmakla beraber cinsel organlarda yaralar ve gözde iltihaplanma belirgindir.
3. Bağırsak ve idrar yolları infeksiyonlarından sonra AS bulguları gelişebilir.

AS VE OSTEOPOROZ
AS'li hastaların yaklaşık dörtte birinde kemik zayıflaması olarak bilinen osteoporoz görülmektedir. Son yıllarda ankilozan spondilitte osteoporozun nedenleri ve tedavisi konusunda bir çok çalışma yapılmıştır. Hastalık süresi ve şiddeti arttıkça, osteoporozun görülme olasılığı artmaktadır. AS'li hastalarda osteoporozun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Salgılanan iltihap hücrelerinin kemiği olumsuz etkilediği ve hastalığın ileri dönemlerindeki hareketsizlik nedeniyle kemiklerin zayıfladığı görüşü kabul görmektedir. Osteoporoz sebep olabildiği kırıklarla özellikle omurgada felç oluşumu gibi ciddi durumlara yol açabilir. Osteoporoz tanısında kemik yoğunluğunun ölçülmesi yardımcıdır. Egzersiz ve fiziksel aktivite, osteoporozun önlenmesinde ve tedavisinde önemlidir. Kemik metabolizmasını etkileyen çeşitli ilaçlar da osteoporoz tedavisinde önerilmektedir.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Eğitim ve egzersiz tedavisi AS'de kas iskelet sistemi rahatsızlıklarının önlenmesinde çok önemli tedavi yöntemleri olup, kitapçığın en sonunda geniş bir şekilde ele alınacaktır.
1. Eğitim ve egzersiz
2. İlaç tedavisi
3. Fizik tedavi
4. Cihaz ve korseleme
5. Kaplıca tedavisi
6. Cerrahi tedavi
7. Yeni ilaçlar

2- İlaç tedavisi
İlaç tedavisinin amacı:
1. İltihabı azaltmak,
2. Kasları gevşetmek,
3. Ağrıyı azaltmak,
4. Eklemlerdeki tutukluğu azaltmak,
5. Egzersizlerin rahat yapılmasını sağlamak,
6. Günlük yaşamınızı sürdürmenize yardım etmektir.
İki grup ilaç kullanılmaktadır:
1. Grup Kısa dönemde etkili ilaçlar: Bunlar ağrı ve iltihabı azaltırlar. Bu ilaçların öncelikle sindirim sistemi olmak üzere kalp ve böbrek üzerinde yan etkileri olabilir. Hekim kontrolünde kullanılmalıdırlar.
2. Grup Uzun dönemde etkili ilaçlar: Etkileri 2 - 3 ay gibi uzun sürede kendini gösterir. Hastalığın seyrini kontrol altına almaya yönelik ilaçlardır. Bunların yan etkiler açısından yakından izlenmesi gerekir. Bu grup ilaçlar başta karaciğer, kan ve böbrek üzerinde ciddi yan etkilere yol açabilirler. Erken tespit edildiklerinde geri dönücüdür.
Bu yan etkiler arasında: Sindirim sistemi yakınmaları, baş ağrıları, baş dönmesi, bulantı, deri döküntüleri sayılabilir. Yan etkilerden kaçınmak için, ilaçları alkolle beraber almayınız. İlaçlar, genellikle mideyi rahatsız ettikleri için yemek sırasında veya yemekten hemen önce alınmalıdır.
Yeni ilaçlar:
Son zamanlarda diğer ilaçlar ile kontrol altına alınamayan AS'li hastaların tedavisinde biyolojik ajanlar olarak adlandırılan yeni ilaçlar kullanılmaktadır. Yukarıda bahsedilen ilaçlar iltihap hücrelerinin salgıladığı iltihap maddelerinin etkilerini azaltırlar ve iltihabı baskılarlar. Bu ilaçların en sık kullanılanları Infliximab ve Etanercept'tir. Hastalığın seyrini kontrol altına alan bu ilaçları kullanmaya karar vermede ve hastaları izlemede belirli kriterler gözönünde bulundurulmalıdır. Ankilozan spondilitte oldukça etkili olan bu ilaçların bazı ciddi yan etkileri olabilir. Hastaların yakından takibi ile bu yan etkiler en aza indirilebilir. Pahalı bir tedavi yöntemi olmakla beraber, ülkemizde de bir çok sosyal güvenlik sistemi tarafından ödenmekte ve hastaya ek bir maliyet getirmemektedir.


_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:48

3- Fizik tedavi
Fizik tedavinin amacı ağrıyı azaltmak ve egzersiz öncesi doku esnekliğini arttırmaktır.
Kullanılan fizik tedavi ajanları:
a) Elektrik akımları
b) Sıcak- soğuk uygulamaları
c) Masaj
d) Hidroterapi (su ile yapılan tedaviler)
Hastalığın dönemine göre tedavi seçimi yapılır.
Alternatif tıp yöntemlerinden olan manipülasyonun (eklemlerin tedavi amacıyla çekilmesi, bükülmesi) AS'de kesinlikle yeri yoktur.

4- Cihaz ve korseleme
AS'de fazla kullanılmaz. Postürün korunmasında doğal yöntemler daha iyidir. Çok nadiren sırttaki bir zorlanmadan sonra belirli bir süre kullanılması önerilir.

5- Kaplıca tedavisi
Eklemlerdeki ağrı ve tutukluğu azaltır. Su hareket etmeyi kolaylaştırdığı gibi tüm vücudu içine aldığından kişiyi psikolojik olarak da rahatlatır.

6- Cerrahi tedavi
Tedavide yeri azdır. Kalça ekleminde ileri derecede etkilenme varsa yapılmaktadır. Hastaların %6'sında kalça ekleminin değiştirilmesine gereksinim duyulur. Bu ağrıyı azaltır ve fonksiyonu arttırır. Ekleme yapay olarak protez yerleştirilir. Bazı hastalarda eğer omurga çok öne eğilmiş pozisyonda donmuşsa cerrahi gerekli olabilir, çünkü bu hastalar önlerini göremedikleri için caddede karşıdan karşıya geçmekte zorluk çekerler.


_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:49

ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE BİRLİKTE DAHA İYİ YAŞAM İÇİN KORUYUCU ÖNERİLER
1. Düzgün postür yatarken, otururken, ayaktayken, çalışırken ve araba kullanırken mutlaka korunmalıdır.
2. İdeal yatak ne çok sert ne de çok yumuşak olmamalı, eğilip bükülmemelidir. Eğer yatağınız çok yumuşak ise yatağınızın altına düzgün bir tahta konulmalıdır. Yüzüstü yastıksız ya da baş altına çok ince bir yastık koyarak yatmalısınız. Bacaklarınız mümkün olduğunca düz olmalıdır. Sırtüstü yastıksız yatmalı; baş, omuz, kalça ve bacaklar yatakla tamamen temasta olmalıdır.
3. Yüzüstü yatma alışkanlık haline getirilmelidir (Şekil 5). İlk denemelerde 5 dakikadan fazla tolere edemeyebilirsiniz, bu durumda göğüs altına yastık koymak gerekebilir. Egzersiz yaptıkça kaslarınız gevşer ve rahatlıkla uygular hale gelebilirsiniz. Sabahları kalkmadan ve akşam yatmadan önce 20 dakika yüzüstü yatma önerilmektedir.

4. İdeal sandalye, oturma yeri ve sırt desteği sert, tercihen başa kadar uzanan bir sandalyedir (Şekil 6-7).
Kol desteklerinin olması omurga üzerindeki ağrının azaltılmasına yardım eder. Sandalyenin oturma yeri yeterli uzunlukta olmalıdır; aksi halde sırtınızı arkaya dayayıp destek alamazsınız. Yüksekliği de kalça ve dizlerinizin belli bir açıda tutulmasına yardım etmelidir. Yumuşak sandalye ve koltuktan kaçınılmalıdır.

5. Ayakta iken düzgün pozisyon sürdürülmelidir. Bunu duvara yaslanıp test edebilirsiniz. Eğer düzgün duruyorsanız başınızın arkası, omuzlarınız, sırtınız kalçanız ve topuklarınız duvara değer.
6. AS'li hastalar genellikle işten uzaklaşmaya neden olacak büyük bir problemle karşılaşmazlar. İş sırasında sırtın pozisyonuna özellikle dikkat edilmeli, öne eğik pozisyonda oturulmamalıdır. Eğer sandalyede oturuyorsanız, sandalye uygun olmalı ve aynı pozisyonda uzun süre oturmamalısınız. Ağır ve yorucu bir iş yapıyorsanız, arada bir süre mola vererek dinlenmelisiniz. Gün ortasında 20 dakika dinlenmeniz kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. İşiniz uygun değilse ağrılarınızı arttırıyorsa, doktorunuz ve fizyoterapistiniz ile konuşarak yardım isteyebilirsiniz.
7. Uzun süre araba kullanacaksanız, sık sık dinlenme molaları vermeniz gerekir. 5 dakika da olsa araba dışına çıkıp uzanmalısınız. Ağrı ve tutukluk olması dikkatinizi de dağıtabilir. Özel bir boyun ve sırt desteği kullanmanız ve emniyet kemeri takmanız konfor ve emniyetinizi sağlayacaktır. Boyun hareketleri ileri derecede kısıtlı olan hastalarda, araba kullanırken, ek bir ayna kullanmak gerekebilir.
8. Ayak topuklarındaki ağrı, özellikle sert bir zeminde yüründüğü zaman artabileceğinden, bundan kaçınmalısınız. Topuk ağrısında yumuşak tabanlık faydalı olabilir.
9. AS, gebelik için bir engel değildir. Doğum için bir problem oluşturursa, sezaryen tercih edilebilir. Gebelik süresince de öne doğru bir postür oluşacağından, ayakta durmakla ağrı artabilir. Hamilelik korsesi hastayı rahatlatabilir. Gebeliğin ilk 12 haftası ile son 4 haftası ve süt verme süresince ilaç alınmamalıdır. İlaç yokluğunu kompanse etmek için egzersiz yoğunluğunu arttırabiliriz.
10. Seks yaşamı, eklemlerdeki ağrı ve kalça hareketlerindeki kısıtlılıktan etkilenebilir. İlaç kullanımı ile ağrı azaltılabilir. Kalça hareketleri çok kısıtlı ise cerrahi girişim yapılabilir. Bu da yapılamıyorsa çeşitli pozisyonlar denenerek en rahat pozisyon bulunur.
ANKİLOZAN SPONDİLİT İLE BİRLİKTE İYİ YAŞAMAK İÇİN ALTIN KURALLAR
1. Hastalığınız hakkında bilgi sahibi olun.
2. Genel olarak sağlığınızı iyileştirin.
3. Düzenli egzersiz yaparak hastalığın olumsuz etkilerinden korunun.
4. Düzgün duruşu her zaman devam ettirin.
5. Ağrınız çok fazla ise doktorunuza başvurun. Ağrı kontrolü için ilaç almaktan korkmayın. Düzenli egzersizlerin ağrı kontrolünde de önemli rol oynadığını unutmayın.
6. Sigara, genel sağlığınız için zararlıdır. Bu hastalıkta akciğerlerin solunumu olumsuz etkilendiğinden sigara çok daha zararlıdır. Eğer kullanıyorsanız, kısa zamanda bu alışkanlığınızı bırakmalısınız.
7. Aşırı kilodan kaçınınız. Et, balık, süt, sebze, meyve protein ve vitamin yönünden zengin olduğu için bol miktarda tüketin.
8. Uzun süre ağrılı ve kısıtlı aktivite ile yaşamak, sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Uygun ilaç tedavisi ve psikoterapötik destek, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar.
9. Fiziksel uyumunuzu iyileştirin.
10. Düzenli olarak sağlık kontrolünüzü yaptırın.

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
Halit
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 421
Yaş : 60
Nerden : Şimdilik DÜNYA lı
Kayıt tarihi : 21/12/07

MesajKonu: Geri: Ankilozan Spondilit   24/5/2008, 16:50

EGZERSİZ PROGRAMI

AS'li hastalarda düzenli egzersizin amaçları
1. Boyun, sırt ve bel kaslarını güçlendirmek.
2. Düzgün duruşu sürdürmek, oluşabilecek şekil bozuklukları ve fonksiyonel yetersizlikleri önlemek.
3. Derin solunum egzersizleri, akciğer ve göğüs kafesi hareketlerinin korunmasına, kondüsyon egzersizleri kalp ve akciğerlerin dayanıklılığını arttırarak genel durumun iyileşmesine yardım eder.
4. Fiziksel uyumu arttırarak ağrıyı azaltmak ve psikososyal sağlığını düzeltmek.
5. Yaşam kalitesini iyileştirmek.
Sabahları sıcak bir banyo ve egzersiz yapmak tutukluğu azaltır. Sabah tutukluğu çok rahatsız edici ise ilaçları gece almak önerilir. Bu egzersizler, doktorunuzun önerisiyle fizyoterapistiniz tarafından size özel olarak verilmelidir.
Aşağıda örnekleri verilen egzersizleri doktorunuzun önerisi doğrultusunda yapın.
Egzersizlere az yoğunlukta başlayın ve giderek arttırın.
Egzersiz sırasında nefesinizi tutmayın, derin nefes alıp verin.
Ağrı ve yakınımlarda artma olursa doktorunuza haber verin.






Hastalığınıza bağlı olarak göğüs kafesinizin esnekliğinde azalma olabilir. Bunun sonucunda eskisi kadar rahat nefes almadığınızı hissedebilirsiniz. Çünkü göğüs kafesiniz nefes alma esnasında akciğerlerinize yeterli havanın girmesini mümkün kılacak kadar yeterince esneyememektedir. Bu sorunu önlemek veya düzeltmek için solunum egzersizleri yapmanız gerekmektedir.
Bu egzersizleri iki farklı pozisyonda yapabilirsiniz.
1. Sırt üstü pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Sırt üstü yatarken her iki diz bükülür ve sadece bu egzersiz için baş ve üst sırt bölgesi yüksek bir yastıkla yataktan kaldırılır. Solunum egzersizleri sırasında uymanız gereken kurallar vardır. Her zaman burnunuzdan nefes almalı ve havayı ağızdan vermelisiniz.
Nefes alma ve verme esnasında göğüs kafesinizin belirli bölgeleri üzerinde belirli bir düzende basınç uygulamalısınız. Bu bölgelerden biri göğüs kafesinizin alt yan taraflarıdır. Diğeri ise göğüs kafesinizin üst bölgesinde köprücük kemiklerinin hemen altında kalan kısımlardır. Alt ve üst bölgeler ayrı ayrı ve sırayla çalıştırılmalıdır.
Önce alt bölgeden başlayın. Ellerinizi göğüs kafesinin aynı tarafındaki alt yan kısımlarına yerleştirin ve akciğerlerinizdeki tüm havayı ağız yoluyla boşaltın. Daha sonra ellerinizle bu bölge üzerine basınç uygulayın ve sadece göğüs kafesinize (karnınıza değil) derin bir nefes alarak ellerinizin altındaki bölgeyi yanlara doğru genişletmeye çalışın. Nefes alırken ellerinizin altındaki basıncı gittikçe azaltın ve en son noktada bir kaç saniye havayı tuttuktan sonra ağız yoluyla boşaltın. Havayı boşaltırken basınç uygulamayın. Başlangıç pozisyonuna döndükten sonra aynı işlemleri tekrarlayın.
Aynı işlemleri göğüs kafesinin üst tarafı için de uygulayın. Bu defa avuç içinizi göğüs kafesinizin ön-üst bölgesine ve köprücük kemiklerinin hemen altındaki kısma yerleştirin. Alt bölgede uyguladığınız nefes alıp verme ve basınç uygulama kurallarını burada da uygulayın.
2. Oturma pozisyonunda yapılan solunum egzersizleri
Bu egzersiz, ayaklar yere değecek şekilde yatak kenarında dik otururken yapılır. Bu egzersizi yapmak için uzun bir kemer ve kendi ekseni etrafında döndürülerek rulo haline getirilmiş bir çarşaf gerekir.
Kemer önce koltuk altlarından geçirilir ve her iki elle karşı taraftaki uçlar tutulur. Önce derin bir nefes vererek akciğerlerdeki havayı boşaltın ve kemerin uçlarından çekerek üst bölgeyi sıkıştırın. Daha sonra burundan derin bir nefes alarak uyguladığınız gerilime karşı göğüs kafesinizi genişletmeye çalışın. Nefes alırken gerilimi gittikçe azaltın. Bu gerilimi azaltarak en son noktaya dek devam ettirin. Son hissettiğiniz noktada gerilimi birkaç saniye daha devam ettirin. Ve kemerin uçlarını gevşeterek ağız yoluyla havayı boşaltın.
Bu egzersizi aynı seviyede 20 defa tekrarladıktan sonra göğüs bölgesinin alt kısmında da tekrarlayın. Bu sefer kemeri göğsünüzün alt kısmına bitim hizasının biraz yukarısına yerleştirerek aynı işlemi 20 defa tekrarlayın.
Sırtüstü veya oturarak yapılan solunum egzersizlerinden birini uygulamanız yeterlidir.
SPOR AKTİVİTELERİ
1. Yüzme sizin için en iyi spordur. Omurga, omuz, kalça eklemleri ve göğüs kafesinin hareketliliğini arttırır. Basketbol, voleybol, zıplama ve uzanma hareketlerini içeren ve önerilen sporlardandır.

2. Bisiklete binme, bacaktaki eklemlerin hareketliliğini korumak ve kasları güçlendirmek için yararlı bir egzersizdir. Ancak bu esnada düzgün postürü korumak önemlidir.
3. Temas sporları sizin için uygun değildir, eklemler zarar görebilir, kolay kırık oluşabilir. Futbol buna bir örnektir.
İ.Ü. Hasta Okulu Yayınları

_________________
fitaci
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://halit.forumotion.com
 
Ankilozan Spondilit
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
halit :: HASTALIKLAR A - Z :: HASTALIKLAR A-
Buraya geçin: